Psikoloji Üzerine Etkileyici Romanlar
Okuduğunuz Romanlarda , akıllarda soru olarak hep kalan " Nasıl bir psikolojiye sahip bu ?" dedirten romanlar ve yazarlar.

1. Psikiyatristin Gizli Defteri

Psikiyatristin Gizli Defteri

Psikatri diğer anlamı ile Ruh Hekimliği , Psikatr ( Ruh hekimi) sözcüklerinden türeyen bu meslek dalı , akıl hastalarının ruh hallerinde ki değişiklikleri ve sinirlilik gibi halleri inceler. Bu tür hastalıklarda düşünce,davranış ve duyguların değişiklik gösterip göstermediği dikkatlice incelenir ve buna istinaden hastaya tedaviler yapılır. Psikiyatri bu hastalıkların tanı ve tedavileriyle uğraşır. 

Psikolog mesleğinin bir üst kademesi olarak anılan psikatristler, insanların ruh durumlarını muhafaza etmek ile ilgili çalışmalar sürdürür. Kısacası insanların ruh hallerinde ki değişikliği ilginç olarak anlatan bir kitaptır Bir Psikatristin Gizli Defteri. Okunulacak ilgi çekici romanların birinci sırasında yer alır.

2. Kırık Deniz Kabukları

Kırık Deniz Kabukları

Selim İleri'nin Kırık Deniz Kabukları'nı yazmadaki ereği sadece Halid Ziya'nın oğlu Halil Vedad'ın yaşamını anlatmak değildir. O,  Cumhuriyet dönemine ilişkin eleştirilerini yöneltiyor, bu romanıyla. Önce Atatürk'ün himayesine karşın Halil Vedad'ı sürekli engelleyen "Vekil" yöneltilen eleştirinin bir yönü öteki yanı ise Yakup Kadri Karaosmaoğlu'nun Nur Baba adlı yapıtı yoluyla dini kurumlara ilişkin yapılan uygulamalara yönelik eleştirilerini dile getirmektedir. Yapıtın "Elem ve İhtiras" adlı bölümünde daha belirgin olarak görüyoruz.

"Vekil"in oğlunu engellemesini kaldırmak için Mustafa Kemal'e Halid Ziya mektup yazar.

"Oysa Cumhuriyet Türkiyesi'nin herhalde saygı duyması gereken romancı, bir mektup kaleme alıyor, oğlu Vedad Uşaklıgil'in yıllar yılı sürüp gitmiş hariciyeceilik serüvenini Atatürk'e bir kez daha aktarıyordu." (s.147)

Selim İleri'nin Kırık Deniz Kabukları adlı yapıtı siyasal tarihimize ilişkin eleştilerinin yanında yazın tarihimize ilişkin kimi değinmelerde de bulunuyor. Halid Ziya için düzenlenen programda olanları anlattığı bölüm, Tevfik Fikret ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na ilişkin görüşleri...

 

 

Selim İleri, Kırık Deniz Kabukları, Everest Yayınları'nda 1. Basım: Haziran 2009-İstanbul

3. İçimdeki Psikopat James Fallon

İçimdeki Psikopat James Fallon

Bir nörolog olan James Fallon, bir gün ailesinin beyin taramalarının görüntülerini incelerken, karşılaştığı sonuçlardan birinin bir psikopata ait olduğundan şüphelendi.

Bu sonuçların kime ait olduğunu öğrendiğinde hayatında yeni ve tekinsiz bir sayfa açıldı, çünkü tarama sonuçları kendisine aitti.

Fallon hayatı boyunca normal bir şekilde yaşamıştı. Mutlu bir aile hayatı vardı ve işinde başarılı bir bilim insanıydı. Ve şaşırtıcı gerçeği öğrendiği o gün, kendisini sorgulamaya başladı.

İçimdeki Psikopat, James Fallon'un kendisiyle ilgili bu keşfe nasıl tepki verdiğinin hem bilimsel hem de sürükleyici öyküsünü anlatıyor. Kendi deneyimini bilimsel birikimiyle birleştiren Fallon, beynimizin karanlık tarafına yaptığı yolculuğa hepimizi davet ediyor.

4. Şizofreni Yalnız Oynanmaz Rahmi Vidinlioğlu

Şizofreni Yalnız Oynanmaz Rahmi Vidinlioğlu

Gittin! Seni benden, beni senden koparttılar!

Kahpe bir intihara dönüş bileti gişedeki Azrail!

Tımarhanelere kaldırdılar beni, kollarıma kocaman serum şişelerinde gözyaşları bağladılar!

Başlamadan bitti aramızdaki her şey! Sen, "Bitti" bile diyemedin "Başlayan şeyler bit(t)er, ben seni sevmeye başlamadım ki..." derdim!

Bitti! Her bitiş yeni bir başlangıcın fragmanıydı! Aramızdaki sıradağlar gibi duran aşılmaz engel "Biz arkadaşız..." diye başlayan o çocukça masal değil, gözü dönmüş psikiyatristlerin yazdıkları ufacık bir kâğıt parçasıydı: "Şizofrenik semptomlar..." diye başlayan ve "...gözlem altında tutulmalı!" emir kipiyle noktalanan!

Ey Kâri! Şimdi dinleyeceğin her şey yalandır... Yalan.. Yalan. Yalan! Bir yalanın utana utana gerçeğe dönüşmesi, tüm gerçeklerin arsızca yalana dönmesi ve neyin gerçek neyin yalan olduğunun artık hiçbir öneminin kalmadığı bir kaosun hikâyesidir... Kocaman, hiçbir şeyle tanımlanamayacak kadar büyük bir acının hikâyesi...

(Tanıtım Bülteninden)

5. Yasaminizi Psikanalizle Anlamak - Sigmund Freud

Yasaminizi Psikanalizle Anlamak - Sigmund Freud

Psikanaliz, bilimsel bir dal olarak bundan altmış yıl kadar önce Sigmund Freud tarafından ortaya atılmıştır. Diğer herhangi bir bilim dalı gibi gözleme dayanan bulguların, bu bulgu ve olayları açıklamaya ve bir düzene koymaya girişin kuramların doğmasına yol açmıştır. Psikanalitik kuram, demekle zihinsel işleyiş ve bunun insanda gelişimi ile ilgili bir varsayımlar topluluğunu anlıyoruz. Psikanalitik kuramın anormal zihinsel işleyiş kadar normal işleyiş ile de ilgili olduğunu kavramak önemlidir. Psikanalitik kuram, sadece ruh hastalıklarını açıklayan bir kuram olmaktan çok uzaktır. Psikanalitik kuramın uygulanmasının ruhsal hastalık ve dengesizliklerde kullanıldığı, bu kuramın hastalar üzerinde yapılan çalışma ve tedavilerden çıktığı ne kadar gerçekse, anormal zihinsel işleyiş yanında normali kapsadığı da o kadar gerçektir. Herhangi bir bilim dalında olduğu gibi psikanalitik kuram içinde de çeşitli varsayımlar birbiri ile karşılıklı olarak bağıntılıdır. Doğal olarak bunların bazıları diğerlerinden daha temelli, daha sağlam kurulmuş ve giderek bulgularla o kadar çok doğrulanmıştır ki, artık bunları zihnin saptanmış kanunları olarak görmeyi benimsemişizdir.

6. Bütün Kadınlar Aptal Sen Hariç - Erdal Demirkıran

Bütün Kadınlar Aptal Sen Hariç - Erdal Demirkıran

Kadın, erkeğin geleceğine: erkekse kadının geçmişine bakar çünkü kadının sadece geçmişi vardır.

Kadın garanticidir, pek riske girmez; zaten bu yüzden de önlerde bulunmak istemez. Biri getirmeli, o yemelidir. Biri üretmeli, o tüketmelidir. 'Beni ne doktorlar, mühendisler, avukatlar istedi...' repliği de bu sebepledir. Toplumdaki yaygın algı, bunların zengin olduğu yönündeki refleksiyle kadını bu tarz çaresizliklere itmiştir. Ne de olsa kendisi bir şey yapamayacaktır, ayrıca ne gerek vardır? Zengin koca, hele bir de kariyeri varsa balından yenmez. Neden çalışsın ki gereksiz yere? Evleneceği adamın hayalleri de yetmez mesela bir kadına çünkü hayallerin garantisi yoktur. Abaküs matematiğiyle eş seçmesi de bundandır kadının.

7. Arzu Dürtü ve Çatışmaları Açığa Çıkarma - Sigmund Freud

Arzu Dürtü ve Çatışmaları Açığa Çıkarma - Sigmund Freud

Kendi dilimizde varolan sözcükler, normal kullaım sınırları içinde unutulmaya karşı korunmuş görünmektedir. 2 Bir yabancı dildeki sözcükler söz konusu olduğunda, durumun bunun tersi olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bu durumda unutma eğilimi konuşmanın her bölümüne yayılır ve genel sağlık durumumuza ve yorgunluk derecemize bağlı olarak yabancı sözcük haznemizi denetlemede ki kararsızlıkla kendini belli edeb bir işlevsel karışıklık ortaya çıkar.

 Çoğu durumda, bu unutma türü, Signorelli örneğinde açıkladığımız işleyişi göstrerir. Bunu kanıtlamak için yalnızca bir çözümleme vereceğim, ancak bu, yararlı bazı özellikler içermesi açısından diğerlerinden ayrılan bir örnek olacak: Latince bir alıntıdaki ad olmayan bir sözcüğün "Bu korunmanın yalnızca kullanım sıklığından kaynaklandıığndan kuşkuluyum. Gene de özel adlar (yani soyadları) kadar seyrek bir kullanımla sınırlanmamış olan ilk adları incelendiğinde, bunların da soyadlar kadar unutulmaya elverişli olduğunu gözlemledim. 

(Tanıtım Bülteninden)

Facebook Yorumları



Disqus Yorumları